DİSK,

ILO HEYETİNDEN

ÇEKİLME KARARI ALDI!

 

DİSK, 2821-2822 sayılı yasalarla ilgi getirilmek istenen yeni düzenlemeden TBMM görüşmelerinde çark edilmesi ve yasa metninin ILO normlarına uygun olmaması nedeniyle ILO heyetinden çekilme kararı aldı.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi konuya ilişkin olarak ILO, ITUC, ETUC, ILO Türkiye Temsilciliği, Çalışma Bakanlığı, Türk-İş ve Hak-İş’e ekteki metni gönderdi.

2821 SAYILI  SENDİKALAR KANUNU İLE 2822 SAYILI TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ GREV VE LOKAVT KANUNUNDA DEĞİŞİKLİKLERİN GERÇEKLEŞMEMESİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMEMİZ                                  

2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda değişiklik yapılması için bir süreden beri yürütülen çalışmalar, Hükümet tarafından desteklenen bir Kanun Tasarısı olarak değil, bir grup milletvekilinin kanun teklifi olarak TBMM’ne iletilmiştir.

Her iki yasada öngörülen değişiklikleri tek bir  metinde birleştiren Kanun Teklifi, kimi iyileştirmeler içeren ve işçi ve işveren konfederasyonları olarak üzerinde anlaştığımız metinden farklı olarak düzenlenmiştir. Kanun Teklifi, Meclis’te ilgili Komisyonda görüşülmüş ve bu görüşmeler sırasında yaptığımız eleştiriler de dikkate alınmamıştır.

Hükümet içinde çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle, Hükümet Tasarısına dönüşemeyen Kanun Teklifinin Komisyon’da görüşülmesi sırasında bu nedenle bir ilerleme sağlanamamış, üstelik kimi konularda TBMM’ne sunulduğundan daha geri bir içerikle Genel Kurulda görüşülme aşamasına gelmiştir.

Kanun Teklifi hakkındaki görüşlerimiz daha önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na,  TBMM Çalışma Komisyonuna ve milletvekillerine iletilmiştir.

Kanun Teklifi,  son haliyle Hükümetle yaptığımız görüşmelerde ortaya çıkan metinden farklı ve  ILO normlarına uygunluktan uzaktır.

  • Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ile ilgili Anayasanın 90. maddesini göz ardı ederek toplumunun sendikalaşmaya gereksinim duyan kesimlerinin örgütlenmesine olanak tanımayan;
  • “herkes”in sendika kurmasını düzenlemeyen;
  • gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile kaldırılmasına rağmen belge bilgi eksikliği nedeniyle sendika kapatmayı öngören;
  • işçinin üyelik iradesini ortaya koyması ile ilgili her durumu kuşkuyla denetlemeye çalışan;
  • üyelik bilgilerini denetlemek konusunda yönetimin vesayetinden vazgeçmeyen;
  • işçinin işsiz kalması halinde, kendi isteği ile gerçekleşen sendika üyeliğinin bir yıl sonra düşeceğini yasa hükmüne dönüştüren; siyasal karışma yolunu her zaman açık tutan;
  • sendikaların iç işleyişlerini ve faaliyetlerini ayrıntılı olarak belirleme alışkanlığını sürdüren;
  • sendikaların seslerini duyurmaları ve kamuoyunu bilgilendirmelerine olanak sağlayacak radyo ve televizyon kurma yasağını korurken, üyelerin birikimini, sendikaları da piyasaların bir aracı haline dönüştürecek yatırımlara yönlendiren;
  • ILO ölçütlerine aykırı barajı örtülü hale getiren, çifte barajı ve yüksek işletme barajını koruyan;
  • işletmelerde giderek olanaksızlaşan örgütlenme sorunlarını çözmeyen;
  • toplu iş sözleşmesi düzeyleri için açılımlar öngörmeyen;
  • yıllar süren davaların konusu olan yetki uyuşmazlıklarına çözüm getirmeyen;
  • grev yasaklarını kaldırmayan, genel grev ve hak grevinin adından  bile söz etmeyen, bütün grev engellerini, yasaklarını koruyan, grev ertelemeleri ve yasaklamaları ile sınırlı bir hakkı bile kullanılabilir olmaktan çıkaran,
  • zorunlu tahkimden vazgeçmeyen,

bu yasanın getirdikleri, olması gereken değil, ancak göz boyama olarak nitelenebilecek değişikliklerdir.

Üstelik, sendikal hak ve özgürlüklerin sınırları, 8 Şubat 2008 günlü yasa ile Temel Ceza Yasalarında yapılan değişiklikler sonucu, iki kat artırılmış olan hapis cezaları ile daha da daraltılmıştır.

Öte yandan, ILO Genel Kurulu öncesi, hızla gerçekleşen bu işlemler sonunda Kanun Teklifinin Genel Kurulda görüşülerek yasalaşacağı sözü verilmişken, Hükümet içinde ortaya çıkan anlaşmazlıkların bir yansıması olarak, çalışmalar duraklamıştır. Bu gelişmeler, Kanun Teklifinin Genel Kurulda görüşülmeyeceğini ve belirsiz bir tarihe öteleneceğini  göstermektedir. Hükümet’in ILO Konferansında verdiği sözleri yerine getirmeyeceği anlaşılmaktadır.  

Sonuç olarak Türkiye, yine ILO’nun temel sözleşmeleri olan 87 ve 98 sayılı sözleşmelere uygun bir sendikal mevzuata kavuşamamış ve Türkiye emekçileri bir kez daha, antidemokratik,  özgürlükleri sınırlayan ve sendikal hakların kullanımını neredeyse olanaksızlaştıran yasalarla  baş başa kalmış olacaktır.

                                             Süleyman Çelebi

                                   Genel Başkan