“Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına İlişkin Esaslar” konusunda Bakanlar Kurulu Kararı ile ilgili DİSK/Genel-İş Genel Yönetim Kurulu’nun açıklamasıdır.

 

 

“Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına İlişkin Esaslar” Bakanlar Kurulu Kararı olarak 22 Nisan 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Bakanlar Kurulu Kararı ile belediyelerde çalışan işçi ve memurların sayısı çok büyük oranlarda indirilmiş ve belediye hizmetlerinin taşeronlaştırılması zorunlu tutulmuştur.

 

Bakanlar Kurulu Kararı, bu niteliğiyle 5393 sayılı Belediye Kanunu’na da aykırıdır. Bu karar, belediyeleri ve belediye meclislerini istihdam ve belediye hizmeti konularında seçeneksiz bırakmakta ve onları piyasacı işleyişe mahkûm etmektedir.

 

Bakanlar Kurulu Kararı, Kanun’un öngörmediği ve belediyelere bıraktığı konuları son derece ayrıntılı ve kısıtlayıcı bir bakış açısıyla düzenlemektedir. Bu Karar, norm kadro ilke ve standartları belirlememekte, belediyeler için doğrudan norm kadro yapmaktadır. Belediyelere, kendi özellikleri ve toplumsal ihtiyaçları doğrultusunda norm kadro yapmayı yasaklayan bu Karar, bu niteliğiyle demokrasi karşıtı bir nitelik de taşımaktadır.

 

5393 sayılı Belediye Kanunu çıkarılırken, Hükümet, bu Kanun’u belediyelere daha fazla yetki verilmesi ve merkeziyetçilikten uzaklaşma olarak sunmuştu. Ancak Bakanlar Kurulu Kararı ile ortaya konulan yorum, 1580 sayılı eski Belediye Kanunu ile kıyaslanmayacak ölçüde merkeziyetçi bir bakış açısını yansıtmaktadır.

 

Bakanlar Kurulu Kararının “hizmet satınalma” başlıklı 17.maddesinde, “Memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetlerin hizmet satınalma yoluyla karşılanması esastır.” Düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenleme başta 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun belediyenin yetki ve imtiyazlarını düzenleyen 15. maddesine ve gelecek yıllara yaygın hizmet yüklenmelerini düzenleyen 67.maddesine aykırıdır. Bakanlar Kurulu Kararı, hizmet satın almayı zorunlu bir uygulamaya dönüştürmektedir.

 

Sonuncu ve önemli olarak da şunu ifade etmek isteriz ki, bu Karar, belediye işçi ve memurları açısından son derece vahim sonuçlar doğurmaya adaydır; bu Karar, sonucunda binlerce belediye çalışanı işini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Ayrıca, taşeronlaşmanın zorunlu hale getirilmesi, belediye hizmetlerinde çalışan işçileri ekonomik, sosyal ve sendikal hak kayıpları ve ihlalleri ile yüz yüze bırakacaktır. Bugün taşeron firmalarda çalışan işçilerin ezici çoğunluğu vahşi çalışma koşulları içinde en temel sosyal güvenlik haklarından bile yoksundur. Bu karar, önümüzdeki kısa dönemde tüm belediye işçilerini bu vahşi çalışma koşullarına terk etmek anlamına gelmektedir.

 

Bugüne kadar çıkardığı kanunlarla ve uygulamalarıyla toplumun üreten kesimlerini, çalışanlarını zor durumda bırakan Hükümet, bu karar ile çizgisini daha belirginleştirmiştir.

 

İşçi sınıfı ve emekçiler artık bu Hükümet’ten kendileri için bir hayır gelmeyeceğini bu Karar ile iyice anlamış olacaktır.