18-04-2014 - 3:03  |  Site içi Arama  |  English  
 
 
 
 
 
DİSK/GENEL-İŞ OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL İLANI
2014 Yılı İçin Kıdem Tazminatı Tavan Tutarları
[Tüm Duyurular]
 
 
« Nisan 2014 »
Pzt Sal Çrs Prs Cum Cmt Pzr
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930
 
İZMİR'DE ADALET İÇİN ONBİNLER ADLİYE ÖNÜNDEYDİ..
Yazı boyutu seç:
Sayfayı Yazdır  Önceki Sayfa
İZMİR'DE ADALET İÇİN ONBİNLER ADLİYE ÖNÜNDEYDİ.. | Haber Görseli

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle Özel Yetkili Mahkeme tarafından düzenlenen operasyonun davası 3 Nisan 2012 tarihinde 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

Aralarında Genel Yönetim Kurulu üyemiz olan Cafer Konca ile birlikte, şu anda 3 no’lu Şube Başkanımız olan Memiş Sarı, Şube Yönetim Kurulu üyesi Yakup Yıldırım ile aynı zamanda işyeri temsilcilerimiz olan Denetim ve Disiplin Kurulu üyelerimiz Cafer Alt ve Necip Binici ile çok sayıda belediye bürokratı ''İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma, zimmet, rüşvet, belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma'' suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı. Sendikamız yöneticileri 25 Kasım 2011 tarihinde tutuklanarak cezaevine konuldular.

Memiş Sarı, Yakup Yıldırım ve Necip Binici arkadaşlarımız 25 Ocak 2012 tarihi itibariyle serbest bırakıldı. Genel Yönetim Kurulu üyemiz Cafer Konca ile 3 No’lu Şube Denetim Kurulu Başkanımız Cafer Alt’ın tutuklulukları halen sürüyor.

Davanın görüşüldüğü 3 Nisan 2012 tarihinde Sendikamız Genel-İş 10 bin üyemizin katılımı ile yürüyüş düzenledi.

Sabah saat 8.00'de Smyrna Meydanı’nda buluşan Genel-İş'liler, sloganlar eşliğinde sessiz yürüyüş yaptılar. Yürüyüşe Genel Yönetim Kurulu Üyelerimizin yanı sıra çok sayıda CHP Milletvekili ve siyasi partiler katıldı. Davanın görüşüleceği saatte ise İzmir tek yürek olup İzmir Adliyesi önündeydi.

İzmir Adliyesi önünde Genel Sekreterimiz Kani Beko konuşma yaptı.

Kani Beko konuşmasında, "İzmir Büyükşehir Belediyesindeki operasyonların son döneminde yaşananları kısaca özetleyelim: Bildiğiniz gibi 22 Kasım 2011’de bu operasyon nedeniyle içlerinde şu anda Genel Yönetim Kurulu üyemiz olan Cafer Konca ile birlikte, şu anda 3 no’lu Şube Başkanımız olan Memiş Sarı, Şube Yönetim Kurulu üyesi Yakup Yıldırım ile aynı zamanda işyeri temsilcilerimiz olan Denetim ve Disiplin Kurulu üyelerimiz Cafer Alt ve Necip Binici ile çok sayıda belediye bürokratı ''İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma, zimmet, rüşvet, belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma'' suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.

Sendikamız yöneticileri 25 Kasım günü tutuklanarak cezaevine konuldular. 

Aralık ayının başlarında ise daha önce gözaltına alınan ama tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Belediyeye bağlı kuruluşlarda çalışan üst düzey bürokratlar ile Büyükşehir Belediyesi şirketlerinin üst düzey yöneticisi konumundaki 13 belediye yöneticisi daha tutuklandı.

Memiş Sarı, Yakup Yıldırım ve Necip Binici arkadaşlarımız 25 Ocak 2012 tarihi itibariyle serbest bırakıldı. Genel Yönetim Kurulu üyemiz Cafer Konca ile 3 No’lu Şube Denetim Kurulu Başkanımız Cafer Alt’ın tutuklulukları halen sürüyor.
Bugün itibarıyla durumu böyle özetleyebiliriz.

Bugün buradayız çünkü; bu haksız ve hukuksuz dava kapsamında tutuklu ya da tutuksuz olarak yargılanan yoldaşlarımıza, arkadaşlarımıza, dostlarımıza destek olmak, onların suçsuz olduklarını haykırmak, adaletin tecelli etmesine katkıda bulunmak ve hukukun galip gelmesini sağlamak istiyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Evrensel hukuk ilkeleri ihlal edilerek yürütülen bu operasyonlara karşı hukuku ve adaleti savunmak için; baskı ve soruşturma altında olan ve cezaevine atılan arkadaşlarımıza moral olmak ve Onlarla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek için; kamuoyunu bilgilendirmek için bugüne kadar çok sayıda eylem, etkinlik ve açıklama yaptık.

Kendimizi tekrar etmek pahasına bir kez daha bu operasyonun hedeflerini açıklamak istiyoruz.

İzmir operasyonlarının temel nedeni Büyükşehir Belediyesince açılan hizmet ihalelerinin Büyükşehir’e bağlı İZELMAN ve İZENERJİ Şirketlerince alınmasıdır. Bu iki şirkette toplam 9000’e (dokuzbin) yakın işçi çalışmakta ve bu işçilerin hepsi sendikal haklardan yararlanmaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi 2011 Ocak ayı başından itibaren Belediyedeki taşeron işçiliğini tasfiye ederek büyük bir sosyal sorumluluk göstermiş; güvencesiz ve sendikasız çalışmaya mahkûm edilen taşeron işçilerini söz konusu belediye şirketlerinde istihdam etmiştir.

Bu durum belediye ihalelerinden pay kapmak isteyen irili ufaklı piyasa şirketlerini rahatsız etmiş; onların işine gelmemiştir. Emek sömürüsünü kendilerine kazanç kapısı olarak gören bu ilkel piyasa şirketleri de işin içine sokularak ve kullanılarak İzmir Büyükşehir Belediyesine karşı siyasi nitelikte bir operasyon süreci başlatılmıştır.

Bu operasyon bir yandan da iktidar partisi AKP’nin sınıfsal niteliğini de gözler önüne sermiştir. Bu operasyon göstermektedir ki, AKP’nin vahşice yürüttüğü emek sömürüsü karşı çıkıyorsanız kolaylıkla hedef durumuna getirilebilirsiniz. Şayet muhalif bir belediye iseniz ve AKP’nin vahşi PİYASA düzenine karşı politikalar geliştiriyorsanız, örneğin taşeron uygulamalarına ve kamu hizmetlerinde hizmet satın almaya son verirseniz, belediye hizmetini kendi personeliniz ve belediyeye ait şirketler eliyle yürütmeye başlarsanız kolaylıkla hedef durumuna gelebilirsiniz.

Bu operasyonlar aynı zamanda taşeronlaşmaya karşı mücadele eden ve mücadele niyetinde olan sendikalara ve sendika yöneticilerine de gözdağı anlamına gelmektedir. Bu operasyonla Sendikacılara, “Taşeronlaştırmaya karşı çıkar ve mücadele ederseniz gideceğiniz yer cezaevidir” mesajı verilmektedir. 

Değerli Basın Emekçileri,

Yaşanan bazı gelişmeler, bazı olaylar içinden geçilen süreci aydınlatıcı ipuçlarını da verebilir. İzmir operasyonu işte bu türden bir olaydır. Bu operasyonda hukuksuzluğu, düzmece iddiaları ve iktidar partisinin sınıfsal karakterini gördük. Bunlara ilave olarak AKP’nin kurmayı tasarladığı yeni devlet düzenini de çok net olarak gördük.

AKP kurduğu yeni devlet düzeninde kendisine muhalefet edilmesine ne pahasına olursa olsun izin vermeyeceğini ilan etmiştir. AKP’ye, Hükümete muhalefet etmek yıllarca iddianamesiz tutuklu kalmayı ve düzmece belgelerle suçlanmayı göze almak anlamına gelir olmuştur.

Muhalif siyaset yürütmek ve muhalif partiden belediye olmak AKP’nin ve böylece de doğrudan Hükümetin hedefi olmak anlamına gelmektedir. Hele bir de bu konularda başarılı iseniz artık affedilmez bir suçlusunuzdur ve her türlü düzmece suçlamaya hedef durumdasınızdır.

“Her musibette bir hayır vardır” diye bir atasözü vardır bilirsiniz. İşte İzmir’de yaşanılanlar da böyledir. Bunlar herkes için uyarıcı olmalıdır.

Bu operasyonlar hukuk devleti ve hukuk devletinin en önemli güvencesi olan yargı bağımsızlığı ayaklar altına alınarak yürütülen operasyonlardır. Tüm ilerici ve demokrat kamuoyu bu operasyonu böyle değerlendirmektedir. 

Tutuklanan Sendikamız yöneticilerinin taşeronlaştırmaya karşı mücadele etmek dışında yani vahşi emek sömürüsüne karşı çıkmak dışında bir eylem ve davranış içerisinde olmadıklarını biliyoruz. Sendikamız yöneticilerinin herhangi bir kamu kurumunun ihalesiyle ilgileri sadece kamu kaynaklarının doğru kullanımı ve çalışanların sendikal hakları ve ekonomik refahlarıdır. Yöneticilerimizin, üyelerimizin haklarını korumaktan öteye hiçbir gayrimeşru eylem ve işlemin içinde olmadıklarının ortaya çıkacağına inancımız tamdır.
Sonuç olarak şunu bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz: AKP’nin yeni devlet düzenine karşı tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Yöneticilerimizi düzmece suçlamalarla tutuklayan devlet ve adalet anlayışına karşı mücadele etmekten hiçbir güç bizi alıkoyamayacaktır.

Yöneticilerimiz ve bu davada yargılanan herkes suçsuzdur.

Taşeronlaşmaya karşı verilen mücadele de, taşeronlaştırmaya karşı belediyelerce geliştirilen ve uygulanan politikalar da meşrudur. Hiçbir düzmece suçlama ve hiçbir baskı bu meşruluğu ortadan kaldıramaz; tarih bizi doğrulayacaktır" dedi.

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Pervin Şenel Genç, Hilmi Özen, Serdal Selçuk Savcı, Hüseyin Kırmızı, Tülay Azeri, Erhan Bey, Ali Süha Sabuktay, Mehmet Sayar, Cafer Konca, Ömer Devrim Ergin, Hakan Say, Sedat Sakur, Ata Karataş, Abdülhalim Cumhur Yazıcı, Alaittin Eraslan, Muharrem Derbentoğulları, Ferik Faruk Boyacıoğlu, Murat Boyacıoğlu, Gökhan Boğazkesen, Cafer Alt, İsmail Yoğurtçu ile başka suçtan tutuklu Muzaffer Köse ve Mehmet Hulusi Gülşen ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve diğer tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Duruşma kimlik tespitleri ile başladı. Duruşma tutanağı, sanık ve izleyicilerin okuyabileceği şekilde slaytla gösterildi. Salonun dolu olması, davaya destek için gelen ve adliye çevresinde bekleyenlerin seslerinin de salona kadar ulaşması nedeniyle mahkeme başkanı duruşmada sessiz olunması için sık sık uyarıda bulundu.

Tutuklu ve tutuksuz sanıkların kimlik tespiti tamamlandıktan sonra Kocaoğlu'nun avukatı Ercan Demir, mahkeme heyetine, görevsizlik talebini içeren 55 sayfalık bir dilekçe sundu.

Davanın görüşülmesi bugün de devam etmekte.


Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (GENEL-İŞ)
Çankırı Caddesi No:28 Kat:8 06030 Ulus \ ANKARA
Telefon:(312) 309 15 47 (6 hat) Faks:(312) 309 10 46
Elektronik Posta: basin@genel-is.org.tr

 
İş bu Sitenin tüm hakları saklıdır. Site içeriği Kaynak gösterilmeden başka sitelere, yazışma gruplarına, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ortamında ya da başka biçimde kullanılamaz, basılıp çoğaltılamaz. Genel İş Sendikası 2008
Her türlü öneri, istek ve düşüncelerinizi belirtmek için basin@genel-is.org.tr e-posta adresini kullanabilirsiniz.
  Web Tasarım