![]() |
||
|
EMEK’TEN... 1- Cumhuriyet Mitingleri 14 Nisan’da başlayan ve son olarak 13 Mayıs’ta İzmir’de ve 20 Mayıs’ta Samsun’da yapılan Cumhuriyet mitinglerini bir halk hareketi olarak değerlendirmek olanaklıdır. Halkı böyle bir hareketin içinde olmaya iten temel etkenler ülkemizin, özellikle AKP iktidarı döneminde siyasal anlamda emperyalist ülkelerin uydusu konumuna gerilemiş olması iktisadi olarak ise uluslar arası mali kuruluşların çizdiği reçetelere göre yönetiliyor olmasıdır. 22 Temmuz genel seçimlerinde ABD ve AB çevrelerinin AKP iktidarının sürmesi doğrultusunda eğilim belirtmeleri AKP iktidarının emperyalist devletler gözündeki değerini ortaya koymaktadır. Ülkemizdeki neo-liberal, küreselci ve dinci ittifakın 22 Temmuz seçimlerinde AKP dışındaki bir iktidar seçeneğini neredeyse her şeyin sonu ve tüm kötülüklerin başlangıcı olarak göstermeye çalışmaları, ülkemizi emperyalist devletlerin çevresinden başka yerde tanımlayamayan ülke içindeki işbirlikçilerin en önemli propagandaları haline gelmiştir. Cumhuriyet mitingleri ile ortaya çıkan halk hareketini darbecilerin tezgahı olarak karalamaya çalışan bu ittifak, hareketin ulaştığı kitlesellik, laiklik konusunda sergilenen kararlılık ve emperyalist devletlere karşı gösterilen tepki sonrasında hareketi sulandırmaya; bu hareketi bir orta sınıf tepkisi olarak küçümsemeye çalışmaktadırlar. Onlara göre bugüne kadar “Kemalist Devlet” tarafından adam yerine konulmayan varoşlar, özgürlüklerini ilan etmişler ve AKP onların siyasal temsilcisi olarak iktidara gelmiştir. AKP’nin iktidarda kalması özgürlüklerin gelişmesi için gereklidir. Oysa ülkemizde olan biten ABD’nin ılımlı islam devleti modelini Büyük Ortadoğu Projesi temelinde Türkiye’de kurmaktır. Böyle bir devlet, hem Ortadoğu ve Orta Asya devletlerine örnek olacak hem de bu yolla enerji kaynakları emperyalist devletlerin kontrolünde tutulacaktır. Anadolu’nun yoksul, çaresiz insanları; son 10 yılda tarımda azalan gelirler nedeniyle kentlerin etrafını dolduran yoksullaşan köylüler, yoksullaşan işçiler ılımlı islam devleti projesinin kitlesel gücü olarak görülmektedir. Ülkelerinin başına örülen çorabın farkında olmadan, ramazan çadırlarının, yoksul mahallelerde örgütlü tarikatların, kimi belediyelerde din bezirganlarının kuşatmasında olan yoksul insanlardır, ılımlı islamın kitle tabanı… Cumhuriyet mitinglerini faşizmin kitle tabanı olarak değerlendiren kimi aydınlar, AKP’nin ideolojik kuşatması altındaki bu kitlenin asıl ılımlı islam devleti ile gelecek faşizmin kitle tabanı olduğunun farkında bile değildir. Bugün AKP’nin iktidarda tutunmasını sağlayan sözde ekonomik istikrarın temelinde uluslararası mali sermayenin ve mali kuruluşların sıcak para desteği vardır. Bu sıcak para akışında meydana gelecek bir aksama, dengeleri buna göre kurulmuş olan ekonomiyi tam anlamıyla çökertecektir. AKP iktidarına yönelen halk tepkisini demokrasi karşıtı gören, darbecilikle suçlayan küreselleşmeci, neo-liberal ve dinci ittifak iktisadi anlamda uluslar arası mali sermayenin sözcülüğü görevini de yürütmektedir. Cumhuriyet mitingleri ile ortaya çıkan bir halk hareketidir. Bu hareketin henüz bir siyasal sözcüsü yoktur, bu hareket bir örgütsel biçim almamıştır. Bu nedenle bu hareketin hiçbir örgütün ya da siyasal hareketin düşünce ve söylemiyle tam anlamıyla örtüşmesi de söz konusu değildir. Bu hareket içinde öne çıkan bağımsızlık ve laik devlet söylemi altı kalınca çizilen bir ortak söylemdir. Önümüzdeki dönem bu hareketin bir siyasal izdüşümü olabilir ya da 22 Temmuz seçimleri sonrasında oluşan TBMM tablosu bu hareketin amacına ulaşması sonucunu doğurabilir. Milyonlarca insanı 1.5 ay boyunca meydanlara toplayan ve “ne ABD ne AB; tam bağımsız Türkiye” sloganını dillere yerleştiren bu hareket siyasette bundan sonraki dönemde belirgin bir etkiye sahip olacaktır Türkiye işçi sınıfının temsilcisi olarak DİSK bağımsızlığı ve laikliği temel bir mücadele hedefi olarak benimsemek sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Bağımsızlık olmadan demokrasi olmaz; bağımsızlığı ihmal eden bir demokrasi emperyalizmin bireysel özgürlükler masalı ile turuncu devrimler peşinde koşar. Ülkemizin en önemli sorunu giderek artan eşitsizliklerdir. Bağımsızlık hedefi temelinde demokrasi mücadelesi eşitlik ve her türlü sömürünün sona erdirilmesi mücadelesi ile birlikte verilmelidir. Bu mücadelenin adresi Türkiye işçi sınıfıdır. Bu nedenle 14 Nisan’da başlayan hareketin bu hedeflere doğru yönlendirilmesi ve hareketin bu hedeflerle yönetilmesi en güncel sorundur. DİSK, bu harekete sahip çıkmalı ve bu halk hareketinin siyasal düzlemde takipçisi olmalıdır. Öte yandan bağımsızlık mücadelesinin günümüzdeki en önemli talebi, ülkemiz topraklarının emperyalist devletlerin bölgemizdeki devletlere yapılacak operasyonlarda üs olarak kullanılmasına izin verilmemesidir. Bilindiği gibi, ABD, İncirlik Üssü’nü 23 Haziran 2003’ten beri BM Güvenlik Konseyi’nin kararları çerçevesinde, Irak ve Afganistan operasyonlarına lojistik sağlamak amacıyla kullanıyor. Üssün kullanımına ilişkin kararname her yıl yenileniyor. Hükümet’ten talebimiz 23 Haziran’da süresi dolacak olan bu Kararnamenin süresinin uzatılmaması ve ABD’nin İncirlik üzerinden Irak ve Afganistan’a operasyon düzenlemesinin önüne geçilmesidir. 2- Genel Seçim Değerlendirmesi; 22 Temmuz Genel Seçimleri, AKP’nin iktidardan gönderilmesi hedefi çerçevesinde düşünülmelidir. Çünkü AKP’nin bir 5 yıl daha iktidarda kalması, ülkemizin küresel mali sermaye ile emperyalist devletlere daha sıkıca bağımlı hale gelmesi anlamına gelecektir. Ancak, bunlar kadar önemli bir başka sorun da siyasal demokrasinin giderek zayıflaması ve ılımlı islam devleti yolunda toplumsal kültürün ve yapının daha gericileştirilerek demokratik hakların iyice kullanılamaz hale getirilmesidir. Bir başka anlatımla, demokrasi talep etmeyen ve daha kötüsü demokrasi talep edenleri de düşman gören bir çoğunluk kültürünün topluma egemen olma ihtimalidir söz konusu olan. Bu nedenle AKP’nin bir 5 yıl daha iktidarda kalması siyasal yaşamda gerilimlerin artması, ekonomik ve toplumsal eşitsizlikler ile bağımlılığın derinleşmesi anlamına gelecektir. Bu seçimlerde, esas olarak, önümüzdeki dönemde dinsel bağnazlığa ve şovenizme geçit vermeyecek, demokrasinin kalıcılaşmasına katkıda bulunacak, bu dönemdeki dinci kadrolaşmaya son verecek, zedelenen bağımsızlığı onaracak, IMF ve diğer uluslar arası mali kuruluşlar ile ilişkileri yeniden tanımlayacak, toplumsal eşitsizlikleri yeni işler yaratarak ve ücretler temelinde yeni baştan düzenleyecek bir siyasi partinin iktidara gelmesi için çaba göstermemiz gerekmektedir. Bu dönem bağımsızlık, demokrasi ve aydınlanma güçlerinin iktidara en yakın olan sosyal demokrat bir partiyi desteklemesi kaçınılmazdır. Bu parti bugünün koşullarında DSP ile seçim ittifakını sağlamış olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Demokratikleşme sürecinin kalıcılaşması, toplumu tehlikeli bölünmelere sürükleyen, kutuplaştıran dayatmalara son vermek için başta üyelerimiz olarak üzere işçi sınıfını, bu düşüncelerimizle, seçim sandığına çağırıyoruz.
DİSK/Genel-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu
|
||