DİSK/GENEL-İŞ Genel Yönetim Kurulu’nun, IMF tarafından onaylanan yeni Stand-by Anlaşması ile ilgili basın açıklamasıdır

 

Bilindiği gibi Hükümet tarafından hazırlanan Niyet Mektubunun IMF tarafından onaylanması sonucunda ülkemiz 3 yıllık yeni bir döneme girmiştir.

 

Yeni Stand-by Anlaşması karşılığında IMF Türkiye’ye 2008 Mayıs ayına kadar eşit taksitlerle yaklaşık 10 milyar Dolarlık bir kaynak aktaracaktır. Bunun karşılığında Niyet Mektubu ile birçok taahhüt altına girmiştir. Bu durum aslında, bugüne kadar uygulanan programın başarısız olduğunun da bir ifadesidir. Türkiye halen dış borçlarının faizlerini ödemek için dış borca gerek duyan bir ülke konumundadır ve Stand-by Anlaşması Türkiye’nin dış borç faizlerini ödeme güvencesinden başka bir anlam taşımamaktadır. Önümüzdeki dönemde, iddiaların aksine dış borç sorununun daha ağırlaşması bir tablo ile karşılaşmak kimseyi şaşırtmamalıdır.

 

Hükümet’in 10 milyar dolar karşılığında üstlendiği taahhütlere bakıldığında IMF karşısında düşürüldüğü çaresizlik çok açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır.  Bu taahhütler özellikle işçi sınıfı ve toplumun emekçi kesimleri açısından son derece ağır bir faturayı ortaya koymaktadır.

 

Hükümet’in taahhütleri, sosyal güvenlik reformu ve sağlıkta dönüşüm programı adı altında sağlık hizmetlerinin tümüyle özelleştirilmesini, kamu emeklilik sisteminin yerine özel emekliliğin geçirilmesini ve emekliliğin bir hak olmaktan çıkarılmasını öngörmektedir. Bu düzenlemeler ülkemizde sosyal devlet olgusuna vurulan en kapsamlı ve köklü darbe olacaktır.

 

Yine Hükümet’in taahhütleri, kamu istihdamı reformu adı altında işçi-memur tüm kamu çalışanlarının tüm güvencelerini ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Böylece işçi sınıfının sendikal örgütlenmesine de ağır bir darbe indirilmek istenmektedir.

 

Yeni Stand-by Anlaşmasını işçi sınıfı açısından yeni bir 24 Ocak olarak değerlendiriyoruz. Bilindiği gibi, 24 Ocak 1980 kararlarının ardından işçi sınıfının sendikal örgütlenmesine büyük bir darbe vuran; işçi sınıfını ve dolayısıyla toplumu örgütsüzleştirmeyi hedefleyen 12 Eylül dönemi gelmişti. 2005 Mayıs Stand-by Anlaşması da ülkemizde Anayasa’nın emredici hükmü olan sosyal devleti ortadan kaldıran; işçi sınıfının temel haklarına karşı yönelen köklü bir saldırı niteliğindedir. Bu Anlaşmayla, sağlık hakkı, sosyal güvenlik hakkı ortadan kaldırılmakta; işçi sınıfı temel haklarını kullanamaz duruma düşürülmek istenmektedir.

 

Yeni Anlaşma’ya karşı tüm sendikal güçleri, küresel kuruluşların egemenliğine karşı çıkan tüm demokratik siyasal güçlerin bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu program uygulanmamalıdır.

 

Bu programa karşı Seydişehir’de özelleştirmeye karşı direnen işçilerin ve ailelerinin, tüm Seydişehir halkının gösterdiği direnişi ülke çapında göstermek sendika hareketinin ve demokratik muhalefetin en önemli görevidir.