| |
Kenan Budak'ın Hayatı
Yirmi beş yıl önce, hain bir tuzakla katledildi Kenan Budak. 1952
yılında başlayan yaşamında onurlu bir işçi, takdir edilen bir önder,
saygı duyulan bir insan, inançlı ve bilinçli bir dava adamı oldu.
Erzincan’dan küçük yaşta İstanbul’a göç etmişlerdi. Yerleştikleri
Zeytinburnu’nda orta okulun ikinci sınıfından ayrılmak zorunda kalmıştı.
Sultanhamam’da tezgahtarlık, sonrasında Kazlıçeşme’de deri işçiliği
yapmıştı. Yaşam ve çalışma koşullarının son derece ağır olduğu deri
işyerlerinde Türk-İş’e bağlı Deri-İş Sendikasına üye olarak koşulları
değiştirmek için mücadeleye atıldı.
Siyasal ve sendikal alandaki gelişmeleri yakından izledi. 12 Mart’ın
ardından görüşlerini benimsediği Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın düşüncesine
yakın olduğunu düşündüğü ve 1974’te kurulan Türkiye Sosyalist İşçi
Partisi (TSİP)’ne üye oldu.
Türk-Iş içindeki sendikal anlayışın dışında yeni bir örgütlenmenin
gerekliliğine inandığı için 1975’te bağımsız Bağırsak ve Deri İşçileri
Sendikası (Bar Der-İş)’nda çalışmalarını sürdürdü. Bu sendikanın DİSK’e
katılması için yoğun uğraş verdi. 1976’da DISK çatısı altında kurulan
İlerici Deri-İş Sendikası’nın genel başkanlığına getirildi. Kısa bir
süre sonra Bar Der-İş’in İlerici Deri-İş’e katılmasını sağladı.
Aynı yıl TSİP’ten ayrılarak Kıvılcımlı’nın görüşleri doğrultusunda
kurulan Vatan Partisi’ne katıldı. Uzun süre bu parti içinde çeşitli
görevler üstlendi. Parti içinde oluşan görüş ayrılığı nedeniyle 1979
yılında bir grup arkadaşıyla birlikte Sosyalist Vatan Partisi’nin
kuruluşuna katıldı ve çeşitli görevlerde yer aldı.
Budak, DİSK’in 1977 yılında yapılan 6. Genel Kurulu’nda Abdullah
Baştürk’ün listesinden DİSK Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.
Sendikal ve siyasal çalışmaları sırasında defalarca faşist çetelerin
saldırılarına uğradı.
1980 yılında yapılan DİSK 7. Genel Kurulu’nda devrimci demokrat
muhalefet grubu içinde yer alarak Genel Kurulu protesto etti.
12 Eylül faşizmi ülkeye hakim olduğunda “silahlı kuvvetlerin güvencesi”
altına alınmak yerine dışarıda mücadeleyi tercih edenler arasındaydı.
Aynı zamanda sıkıyönetimin arananlar listesinde yer aldı.
Kendisi gibi düşünen diğer devrimci sendikacılarla birlikte
cezaevlerinde hukuk dışı tutulan DİSK davası tutuklularına destek ve
direniş hareketini örgütlemeye çalıştı.
25 Temmuz 1981’de Yedikule’de polisler kendisini bekliyorlardı,
kayıtlara göre polislerin “dur ihtarı”na uymamıştı. Özgürlüğe kaçarken,
sırtından vurularak öldürüldü.
O unutulmadı, her yıl, Silivrikapı’daki mütevazi mezarının başında saygı
ve sevgi ile anıyoruz...
|
|