YENİ BELEDİYE YASASI VE TAŞERONLAŞTIRMA
7 Aralık 2004 tarihinde TBMM’de kabul edilerek 24 Aralık’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5277 sayılı yeni Belediye Yasası, hükümetin kamu hizmetine bakışını bütün açıklığıyla yansıtan, özelleştirme ve taşeronlaşmaya en geniş olanağı tanıyan hükümlerle donatılmıştır. Sanki Yasanın çıkarılış amacı vurgulanmak üzere özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamasına yönelik hükümlere değişik maddelerde özellikle tekrar tekrar yer verilmiştir.
Yasanın “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14.maddesi “a” bendinde belediyenin kamu hizmeti niteliğindeki adeta bütün görevleri sayılarak belediyelerin bu hizmetleri “yapacağı veya yaptırılacağı” ifade edilerek şöyle denilmiştir;
“İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, evlendirme, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50 000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.”
Yukarıdaki yasa metnine bakıldığında sayılan hizmetlerin tümünün kamu hizmetleri olduğu açıktır. Bu hizmetlerin kar amacı güdülmeden, kamu yararı gözetilerek vatandaşa en iyi kamusal organlarınca götürüleceği tartışmasızdır. Yasanın “Belediyelerin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15.maddesi “e” bendinde belediyelerin su hizmetleri, “f” bendinde toplu taşıma hizmetleri, “g” bendinde çöp gibi ana belediye hizmetlerini yapmak ve yaptırmak belediye yetkileri arasında sayılırken bu hizmetlerin Danıştay’ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararı ile 49 yıllığına imtiyaz yolu ile devredilebileceği de hükme bağlanmıştır. Bugün yürürlükte olan mevzuat itibariyle verilen imtiyazların Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında olduğunu da not etmek gerekir.
Yasanın “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18.maddesi “j” bendinde belediye meclisinin belediye adına imtiyaz vermeye, belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediye şirket, iştirak ve işletmelerinin özelleştirilmesine karar vermeye görevli ve yetkili olduğu ifade edilmiştir.
Belediye Yasasının “Gelecek yıllara yaygın hizmet yüklenmeleri” başlıklı 67.maddesinde belediyedeki neredeyse bütün hizmetlerin üçüncü kişilere gördürülebileceği ifade edilerek şöyle denilmiştir: “Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir.”
Yukarıda tek tek saydığımız bu yasal düzenlemelerle belediyelerdeki bütün hizmetlerin taşeron eliyle yürütülmesine olanak tanınmıştır. Bu durum belediyede taşeronlar eliyle ucuz, iş güvencesi olmayan sigortasız işçi çalıştırma sonucunu doğurmasının yanı sıra gelecekte sendikal örgütlülüğü bekleyen sorunların da habercisidir. Bu yasal düzenlemeler karşısında belediyelerin taşeronlaştırma ve özelleştirme işlemlerine karşı bunların iptal edilmesi, durdurulmasına yönelik hukuksal mücadele olanakları da biz çalışanların elinden alınmış bulunmaktadır. Taşeronlaştırmanın önüne geçilmesinin tek çözümünün taşeron işçi çalıştırmanın asıl işverene maliyetinin asıl işverenin doğrudan işçi çalıştırmasından farklı olmamasının sağlanması olduğunu unutmayarak; bundan sonraki öncelikli mücadelemiz taşeron işçilerini örgütleyerek, sendikalılaştırmak olmalıdır.