BASIN AÇIKLAMASI
DİSK/Genel-İş Genel Yönetim Kurulu’nun OHAL hukuksuzluğunun sonucu olarak işten çıkarılan işçilerle ilgili basın açıklamasıdır.
İŞÇİLER İŞLERİNE DÖNSÜN HUKUKSUZLUK SON BULSUN
DİSK/Genel- İş sendikamız darbelerden en çok zarar görmüş bir sendikadır. Darbelerden zarar görmüş bir sendika olarak her türlü demokrasi karşıtı yönetime karşı durduk durmaya da devam edeceğiz.
15 Temmuz darbe girişimi tüm halkın kararlı duruşu ile başarısızlığa uğratıldı. Toplumsal uzlaşı ile püskürtülen darbe sonrasında demokrasinin güçlendirilmesi yolunda adımlar atılması toplumsal bir beklenti olarak ortaya çıktı.
Ancak iktidar, bu toplumsal beklentiye ters yönde cevap vererek, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren Anayasa değişikliği hazırlıklarında, süreci ağır baskı koşullarında ilerletmeyi tercih etti. İktidarın, Parlamentoyu işlevsiz kılarak, halkın iradesi ile seçilmiş yerel yönetimleri yok sayarak, tüm yetkileri Cumhurbaşkanı’nda toplayan teklifi, geniş toplumsal kesimlerce endişe ile karşılanmaktadır.
15 Temmuz darbe girişimi süreci bahane edilerek oluşturulan olağanüstü hal yönetimi altında KHK’lar aracılığı ile hukuksuzluk hakim kılındı. Barış ve demokrasi yolundan sapıldı. Çıkarılan KHK’lar, olağanüstü koşulların mevcut Anayasa’da tanımlı sınırlarını bile hiçe sayarak uygulamaya konuldu. KHK’lar aracılığıyla binlerce kamu çalışanı ile birlikte hükümet temsilcisi atanan belediyelerde, belediye şirketlerinde ve belediyelerdeki taşeron şirketlerde çalışan binlerce işçinin iş akitleri feshedildi ya da askıya alındı.
Diyarbakır’da KHK’lar ve Kayyumlar aracılığıyla, yüzlerce üyemizin iş akdi askıya alındı, feshedildi. Sadece Diyarbakır’da değil yurdun birçok yerinde Van, Mardin, Batman, Ağrı, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Mersin, Hakkari, Erzurum, Bitlis belediyelerinde bu şekilde işten çıkarmalar, iş akitlerinin askıya alınması sonucu 1500 üyemiz işçi hukuksuzca işinden, aşından edildi, aileleriyle birlikte açlığa mahkum edildi.
Tunceli’de işten çıkarılan 51 üyemizin yerine aynı gün 51 işçi işbaşı yaptırıldı. Bu uygulamaları hem üyemiz işçilere karşı, hem de sendikamıza karşı bir hukuksuzluğun açık bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz.
Bu işçilerin iş akitlerinin fesih gerekçelerinde işçilerin “terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı tespit edildiklerinden 672 sayılı KHK doğrultusunda” işlem yapıldığı ifade edilmektedir. Bu gerekçe açıkça hukuk dışıdır; hukuk ihlalidir. İşinin başında çalışan işçilerin terörle bağlantılı oldukları yargı yoluyla kanıtlanmadan iş akitlerinin feshi hukukun temel ilkelerinin yok sayılmasıdır.
İş akdi fesihlerinde ya da askıya alınmasında idarenin nasıl karar verdiği, nasıl hatalı ve isabetsiz işlemler yaptığı konusunda şu bilgiyi de kamuoyu ile paylaşmak isteriz: Örneğin Nusaybin Belediyesi’nde çalışıyorken vefat eden Mehmet Kargı isimli bir üyemiz 667 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. Batman Belediyesi’nde Şükrü Acar ve Selim İş isimli 2 emekli üyemizin de iş akdi feshedilmiştir. İş akitleri sendika ücretli yöneticilikleri nedeniyle askıda olan Diyarbakır’da iki ücretli yöneticimiz ile Van’da bir ücretli yöneticimizin iş akitleri hukuken geçersiz bir işlem yapılarak bir kez daha askıya alınmıştır. Şırnak şubemizin 3 yöneticisi işten çıkarılmıştır.
Tüm bu işlemlerin temeli olabilecek bir yargı kararı bulunmamaktadır. Bu tablo Türkiye’de sendikal hakların ağır bir tehdit altında olduğunun da göstergesidir.
Devletin, demokrasiyi ortadan kaldırma girişimine karşı aldığını öne sürdüğü önlemler hukuku da çiğneyerek demokrasiyi ortadan kaldırma noktasına gelmiştir. Üyelerimizin iş akitlerinin öngörü veya şüphe üzerine, duyum veya söylentiler üzerine, feshedilmesi ya da askıya alınması ; iş hukukunda, uluslararası hukukta, altına imza atılan sözleşmelerde yeri olmayan, keyfi uygulamalardır.
Bütün üyelerimizin derhal işbaşı yapması acil talebimizdir. Bu talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Üyelerimizin çalışma hakkının hukuksuz bir şekilde ellerinden alınmasına sessiz kalmadık, sessiz kalmayacağız. Üyelerimizin haklarını sonuna kadar savunacak, hukuk ve demokrasi mücadelesini sürdüreceğiz.
İktidarı, demokrasi ve hukuk devletinin yoluna yeniden dönmeye davet ediyoruz.