Ülkenin eğitim politikası her yıl daha da kötüye doğru gidiyor. İşçi çocuklarının aldığı eğitim kalitesi her geçen gün düşüyor. Kamusal bir hizmet olarak eğitim devlet tarafından bilimsel, ücretsiz ve nitelikli olarak sunulması gerekirken bu ilkelerden uzaklaşılıyor. Eğitim; parası olanların çocuklarını gönderdiği dershaneden devşirme niteliksiz özel okullar ile çeşitli proje, protokol ve işbirlikleri adı altında dini cemaatlere, iktidara yakın siyasal yapılara, derneklere, vakıflara devredilen okullar arasında sıkışmış durumda.
Eğitimde Zorunlu Tercih Dönemi
Kamu okullarına, yurtlarına ayrılmayan bütçe kaynakları özel okullara transfer edilirek yurttaşların vergileri kamu yararına aykırı bir şekilde kullanılıyor. Devletin asli sorumluluğu olan kamusal eğitim hakkının en temel ilkelerinden birisi olan eğitimin ulaşılabilir olması, imam hatip liselerinin kontenjanlarının dolduramayacak şekilde artmasıyla engellendi. Anadolu liselerini tercih etmek istereyen öğrenciler yetersiz kontenjanlar nedeniyle açıkta kaldı. Hâlbuki öğrencilerin ilgi, istek, gereksinim ve tercihlerine dayalı bir okullaşma politikası oluşturulmalıdır. Yaratılan sistemle öğrenciler tercihlerini aslında zorunluluk içerisinde yapmaktadır.
Kontenjanı Dolmayan Okullar, Açıkta Kalan Öğrenciler
Ortaöğretime geçiş sisteminde yapılan her değişiklik eğitim sistemini daha da kötü bir noktaya getirmiştir. Pek çok gerekçe ile kaldırılan TEOG yerine getirilen yeni sistem de yaşanan hiç bir soruna çözüm olmamıştır. 30 Temmuz 2018 tarihinde açıklanan yerleştirme sonuçlarıyla birlikte bu durum açıkça görülmüştür. Açıklanan sonuçlar öğrencilerde ve velilerde tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
Yerel yerleştirme sonuçlarına göre Anadolu liselerinin doluluk oranı yüzde 95,1; mesleki ve teknik Anadolu liselerinin doluluk oranı yüzde 55,5, Anadolu imam hatip liselerinin doluluk oranı yüzde 52,3 olmuştur. Bu veriler dahi MEB’in okullaşma politikasının neden şu an olduğu gibi olmaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bir mesleğe ait olan imam hatip liseleri tüm eğitim sistemini kapsar hale getirilerek eğitim sistemi imam hatipleştirilmek istenmektedir.
Bu yıl 30 Temmuz’da açıklanan yerel yerleştirme sonucunda yerleşmeyen öğrenci sayısı 91.687 oldu. Hiçbir okula yerleşemeyen 91.687 öğrenci “Nakil ve Yerleştirme Komisyonu” tarafından, tercihleri dahi alınmadan boş kontenjanlara yerleştirildi. Liseye Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan ilk nakil uygulamasıyla bu sayı ancak 46 bin 17 düşürüldü. Öğrencilerin iradesini yok sayarak yapılan bu yerleştirme çocuk haklarına da insan haklarına da aykırıdır.
Kamusal Eğitim Sisteminden Özel Okullara
2017-2018 eğitim-öğretim yılında 8. sınıfta okuyan toplam öğrenci sayısının MEB eski Bakanı İsmet Yılmaz tarafından ortalama 1.180.000 olarak açıklandığı ve yerel yerleştirmeye toplam 1.017.891 öğrenci başvurduğu dikkate alındığında, başvuru yapmayan 162.109 öğrencinin büyük bir bölümünün tercihinin baştan özel okullar olduğu ortaya çıkmaktadır. Ortaöğretime geçiş sisteminde değişiklik tartışmalarının başından bu yana yapılan uyarılar maalesef doğru çıkmış, yaratılan kaygı ve belirsizlik ortamı özel okulların kontenjanlarının dolmasına hizmet etmiştir.
Eğitim Sistemi Çocukları Çalışmaya Zorluyor
4+4+4 eğitim sistemi ile yoksul işçi çocukları sanayi sitelerine mahkum edilmiş durumda. 2016 yılına kadar Türkiye genelindeki toplam çıraklık sayısı 300 bini aşkın iken bu sayı 2016 ile beraber 1 milyon 170’e yükseldi. Bu rakam 4+4+4 ün sonuçlarını açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Eğitim sistemindeki bu tahribat, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini tehdit etmektedir. Düşünen, araştıran ve sorgulayan bir nesil ancak nitelikli, bilimsel, laik, demokratik ve kamusal eğitim ile gerçekleşebilir. Ülkemizin aydınlık geleceği; bilimin evrensel doğruları ve insanlığın evrensel değerlerinin eğitim süreci içerisinde bütünleşmesine bağlıdır.
