Yaşam Protestosu: Barınma Kamusal Haktır

Pandemi koşullarında ekonomik krizin derinleşmesi, işsizliğin, işten çıkarmaların arttığı, enflasyonun can yakmaya devam ettiği bu günlerde yoksul çoğunluğun bir de artan kiralarla baş etmesi gerekiyor. Son bir yılda hızla artan ve artmaya devam eden konut fiyatları ve kira artışları işçileri her gün biraz daha zorlamaya ve yüklerini artırmaya devam ediyor. Asgari ücretin artan enflasyonla eridiği, yaşam koşullarının giderek zorlaştığı ve temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan işçiler bu zam girdabında bir de kontrolsüz kira artışlarıyla mücadele ediyor. Sıradan bir evin asgari ücret sınırında kiraya veriliyor olması yoksulluğu derinleştiriyor. Serbest piyasanın insafına bırakılan kira artışları yasal olarak belirtilen kira artış oranlarının çok daha üzerinde belirleniyor.

Türkiye’de temmuzdaki yıllık kira enflasyonu yüzde 28,2

Özellikle "2021’in ikinci yarısı itibarıyla hem büyükşehirlere dönüşün başlaması hem de okulların açılacağı kararının bildirilmesinin ardından kira fiyatlarındaki artış hızı katlanmıştır. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’ne (BETAM) göre; Türkiye’de temmuzdaki yıllık kira enflasyonu yüzde 28,2. Bu oran, Ankara'da yüzde 30’u, İstanbul'da ise yüzde 42,3'ü bulmaktadır. TÜİK’in 2019 yılı verilerine göre; halkın tüketim harcamalarında aslan payını, yüzde 23,7 ile kira ve konut giderleri almaktadır. İstanbul’da ise konut harcamalarının toplam harcamalar içerisindeki payı, yüzde 28,6 olmuştur."

Başta büyük şehirler olmak üzere kiralık konutların sayısının azlığı ve pahalılığı yüzünden özellikle deprem riski yüksek olan şehirlerde sağlıklı, güvenli ve yaşamaya uygun ev talepleri de kira artışları dolayısıyla ikinci plana itiliyor. Konut kiralarındaki astronomik artışa dikkat çekmek ve bu konuda yasal düzenlemelerin bir an önce gerçekleşmesini isteyen kira mağdurları, sosyal medyada change.org üzerinden “Kiralara Üst Sınır Getirilsin” başlığıyla bir imza kampanyası başlattı. Kısa sürede 50 bin imzayı aşan kampanyada, “kira denetimine dair hukuki düzenlemelerin hızlıca yapılması” talep ediliyor.

Kira baskısı altında düşük ücretlerle geçinen işçilerin aldıkları ücretin yarısından fazlasını, -eğer asgari ücretle çalışıyor ve şanslı olup ev bulabiliyorsa- kiraya ödemesi yaşam kalitesini gün geçtikçe düşürüyor. Üniversitelerin açılmasıyla birlikte de zaten yetersiz olan yurtların karşısında ev arayışına girişen öğrenciler ise, artan kiralar karşısında sosyal medyadan tepkilerini dile getirmeye başladı.

“Farklı Ülkeler Aynı Talepler”

Aynı taleplerle Avrupa’nın önemli kentleri Hollanda ve Berlin’de de gösteriler düzenlenmesi kira artışlarının ve konut ihtiyacının dile getirilmesi küresel bir barınma kriziyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Avrupa Kamu Hizmeti Sendikaları Federasyonu (EPSU) ve Hollanda İşçi Sendikaları Konfederasyonu (FNV)’nin desteklediği ve 200’e yakın örgütün ortaklaşarak bir araya geldiği, binlerce işçinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda konut sorununa dikkat çekildi. Avrupa’da yapılan gösterilerde işçilerin temel talepleri; düşük gelir gruplarına yönelik konut politikası geliştirilmesi, yüksek kira ve konut fiyatlarına müdahale edilmesi, gelirlerinden dolayı insanların dışlanma ve ayrımcılığa uğramasının önüne geçilmesi, geçici kira sözleşmelerine son verilmesiydi.

Türkiye’de sadece İstanbul’da ev arayanların sayısı 100 bin 

Avrupa’da evsiz insanların sayısı katlanarak çoğalırken Türkiye’de sadece İstanbul’da ev arayanların sayısının 100 bin olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz hafta Amsterdam ve Berlin’de yüksek kiralar ve konut eksikliğini protesto için yapılan gösteriler ve 2 gün önce kiraların düşürülmesi ve kontrol altına alınması için ülkemizde change.org aracılığıyla başlatılan imza kampanyası, önümüzdeki günlerde de sorunun en çok etkilediği kesimler olan üniversite öğrencileri ve işçilerin kitlesel olarak taleplerini dile getirmeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor.

Konut sorununun çözümü için gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılması, kiracıların haklarının korunması ve yasal güvencelerin ve denetimlerin mağduriyetler artmadan sağlanması gerekmektedir.